Cumartesi, Eylül 11

They tried to make me go to rehab, but I said no, no, no

Glee diye bir dizi var bilir misiniz? Harika bir dizi çocuklar, öyle böyle değil. Nefis. Neyse, konumuz benim hayatımda neler oldu neler bitti. Ne yapıyorum falan filan.
Öncelikle bugünlerde bayram telaşı falan değil de- Glee telaşı var üzerimde. Zaten bu bayram da bir şeye benzemedi. Sonra yarın True Blood'ın 3.Sezonu bitecek ve ertesi gün o bölümü Torrent olarak indireceğim. Sorun şu ki, sadık Torrent'im bugün üzerinde kocaman bir soru işaretiyle bozuldu ve şu anda onu silmişim gibi bana cinnet geçirtecek. Dosya yok, ben de daha indirmedim. Zaten onun bozulduğuna ya da benim onu yanlışlıkla sildiğim gerçeğine alışmak istemiyorum.
Ayrıca yeni aldığım kitaplardan hiçbirini okumadım çünkü nedense İngilizce bir şey okumak artık içimi karartıyor, ayrıca True Blood'ın ilk kitabı ve sonrakiler de aynı olmak üzere- sezon sezon gitmiş. Yani birinci kitapla birinci sezon arasında hiçbir fark yok. Okuyasım yok o yüzden, bir de yarın True Blood bitecek ve bir sene boyunca yeni sezon gelmeyecek. Bu da çok korkunç bir olay.
Neyse ki Glee var ve başlamasına sadece 10 güncük kaldı, bu tesellim oluyor.
Annem beni adını daha yeni duyduğum abuk bir dershaneye yazmış(as it turns out, bilinen bir dershaneymiş) ve dershaneye gitmek kesinlikle istemiyorum. İSTEMİYORUM. Zaten kim ister? Bu da ayrı bir konu.
Kulaklığımı kuzenlerde unuttum ve kendisi çok iyi bir kulaklıktı en az 9279847 yerinden zarar görmesine rağmen ne hikmetse iPhone'da çalışan TEK Apple kulaklığımdı. Cebimdeki iki kolyeyi kulaklık sandığımı anladığımda çok üzüldüm lan. Ben müziksiz yolculuk yapamam da. Kulaklığım olmadan olmuyor, yapamıyorum.
Yazmam gereken iki ayrı hikaye var ve ben çıldırmak üzereyim. Keşke hiç başlamasaydım yani yazmaya, tatil de bitiyor zaten yazamayacağım.
Akşamları uyuyamıyorum? 12de zorla yatağa yatırıyorlar ben 3te uyuyorum. Hiç adil değil yani, uyuyamıyorsam izin versinler de ayakta kalıyım uyuyamadığım vakitte. Neymiş efendim okullar açılıyormuş. Zaten uyuzum şu okulun açılması meselesine.
Bazı insanlar ÇOK yakışıklı, bu bazı insanlar ünlülerin bazıları oluyor, ve İŞTE BEN DELİRİYORUM BUNLARI SEVGİLİLERİYLE GÖRÜNCE.
BANANEYSE.
CAPSI KAPATICAM ÇOK KORKUNÇ GÖZÜKTÜM.
küçük İskender falan Facebook'da patladı ya, insanlar bunu "ergenlik kurbanı" diyorlar. Tamam haklısınız, tamam ergeniz! Ama konu o değil, bir de diyorlar ki "edebiyatı 14 yaşına indirdiği için yumruklardım" falan filan. Şimdi burada yanlış yapıyorlar. Şiirle, sanatla Facebook gösterişi için ilgilenmek başka, gerçekten ilgilenmek başka. 14-15 yaşlarında bir çocuk şiir okuyorsa, sanatla ciddi anlamda ilgileniyorsa bu sanatçının ayıbı değil neşe kaynağı olmalı, gurur duyması lazım kendiyle. 15 yaş az bir yaş değil, sanatla ilgilenmek için de küçük bir yaş değil. ERGEN diyin istediğiniz kadar ama, saçmalamayın, aptallaşmayın. Yapmayın yani. Ayrımın farkına varın, abartmayın diyorum.

Bu kadar olayın üstüne dalga geçiyormuşlar gibi bir de okul açılıyor ve ben kesinlikle-bakınız daha önceki postlarımda ne demiş olursam olayım- K-E-S-İ-N-L-İ-K-L-E açılması taraftarı değilim. Hatta biz okula gitmeden önce yansın ve bir daha da açmasınlar.




Bu çocuk bir gitarist olup dünyada bizimle birlikte yaşayan insanlardan biri. Yeter, daha fazla yazamayacağım.

Selam, I'm a Gleek

Bugün bir rüya gördüm. Nasıl gerçekti lan anlatamam.
Dur anlatıyım.
Şimdi o var, onun kardeşi de var rüyada. Ama herif Türkçe küfrediyor. Baya böyle anasına avradına, bir de nasıl bir senkronizasyon sağladıysam ses de aynı sesi yani. Yanda da o "kız" var işte, ama ben yokum. Meğerse bu bir vidyoymuş ben yine bilgisayardan izliyormuşum bunları. Neyse, izlemeye devam ediyorum tabi, bir de Allahım nasıl gerçek. Sonra kız diyor ki "Çok küfrettin hobaaa dur" yani buna benzer bir şey. O da diyor ki "Sorry." Havası kime anlamıyorum, daha demin Türkçe küfreden babam değildi yani, oydu, şimdi sorry falan. Kız da ağzıyla "kııık" sesi çıkartıyor ve diğerine bakıyor. Diğeri de başlıyor Türkçe konuşmaya "Asıl sorun onlarda" diye. Tabi ben durur muyum koşarak aşağıya inip kuzenimi çağırıyorum "Olm Türkçe konuşuyor inanamazsın Türklermiş yarı Türklermiş" diyorum. Çıkıyoruz yukarıya izlemeye devam ediyoruz.
Sonra ben uyanıyorum. Nasıl bir rüyaydı lan öyle. Kalktığımda adam Türk sandım resmen. Kendime gelmem vakit aldı.

Pazar, Eylül 5

Ne kadar olmuş bir şey yazmamışım

Yazacak bir şey olmadığındandır. Okul açılıyor, ben açılmasın istemeye başladım. Az kaldı ha, görmek istemediğim, konuşmak istemediğim çok insan var orada. Sevmiyorum okulu hiç. Bir de üstüne dersler falan, sanki oradaki o aptal ortam yeterince sinirimizi bozmuyormuş gibi. Keşke hiç açılmasa yada ben hayatımın sonuna kadar sekizinci sınıf okusam. Evet, görüldüğü üzere okulumla pek barışık değilim. Çünkü bazı insanlar var ki artık bir süre sonra dayanamıyorsunuz.

Neyse bu aralar en çok yaptığım şey Tokio Hotel dinlemek, Tom Kaulitz'in insan olup olmadığını sorgulamak ve yazı yazmak. TH dinlediğim için utanacak yaşı aştığımı düşünüyorum, insanların ne diyeceği umrumda değil. Kötü bir grup değil zaten, şarkı sözleri de çok güzel. O değil, gitaristleri ve solistleri de güzel. E? Sonuç olarak seviyorum lan o grubu.


Bugünlük bu kadar blogspot yeter bence. Tumblr varken burası biraz daha sakin, daha tatlı daha düzenli ama şimdi Tumblr'ı bırakamam blog. Üzgünüm.